top of page

Ortadoğu Savaşının Ortadoğu ve Kafkasya Ekonomisine Etkileri

Yazarın fotoğrafı: Prof. Dr. Hasan Köni
Prof. Dr. Hasan Köni
56 dakika önce
6 dakikada okunur
Bu makale Politika & Retorik Dergisi'nde yayımlanmıştır. Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak makalenin PDF versiyonunu indirebilirsiniz.

Görsel 1: Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan gece Basra Körfezi ve Umman Körfezi / Fotoğraf: NASA
Görsel 1: Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan gece Basra Körfezi ve Umman Körfezi / Fotoğraf: NASA

Giriş: İran savaşı etkileriyle meydana gelen ekonomik şok enerjiye bağlı olmaktan çok bir sistemik şok olarak gelişme göstermektedir. Küresel ticaretin deniz yoluyla yapılan ve beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçen kısmı aslında Asya’ya yönelmektedir. Ortaya çıkan rahatsızlıklara enerji ve gemi taşımacılığındaki zorlukların yanında, ki bunları yüksek maliyet, malı tesliminin uzun sürede yapılması, pahalı sigorta, gıda ve gübre eksikliği olarak tanımlayabiliriz, mali sistemlerin zorlanması, bölgesel ekonomik dengelerin bozulması, yatırımların durması, insancıl ve güvenlik sorunlarını da bunlara ekleyebiliriz. Bütün bu gelişmeler yüksek enflasyonla birlikte dünyada bir makro şok yaratmıştır.


Kamu borçlarının artmasının yanında jeoekonomik parçalanmanın oluştuğu görülmektedir. Bu sorunlar aynı zamanda gelecekte bölgesel işbirliği, yeniden yapılanmanın finansı ve Çin ile Avrupa arasındaki potansiyel rolün geleceğini de tehlikeye atmıştır.


Bazı ekonomistler ekonomik değerlendirmenin savaştaki insan kaybının maliyeti, çok geniş göçleri de beraberinde getirdiği için asıl maliyetleri hesaplamanın güç olduğunu belirtmektedirler.


İran savaşının bu etkileri sürerken Yemen’deki Zeydi Şii olan Husilerin Suudi Arabistan’ın Kuzey, Doğu ve Batı boru hattını bombalamışlardır. Bu hat Suudi petrolünü Kızıldeniz’deki Yanbu limanına sevk etmekteydi. Deniz yolundan sonra bu hat da kesintiye uğramıştır. Kızıldeniz’den Süveyş Kanalı’na giden deniz taşımacılığı da önemli ekonomik kayıplara neden olmuştur.


Körfez Konseyinin Kayıpları


Hürmüz Boğazı’ndan petrol sevk eden Kuveyt ve Katar’ın alternatif boru hatları bulunmadığı için enerji transferlerinde %70 oranında bir düşüş yaşanmıştır. Kuveyt ve Katar’ın gaz ihracatının %20’si bu yoldan geçmekteydi. Bu durumda günlük kamu gelirlerinde yüz milyar dolarlık ihracat riski oluşmuştur. Suudi Arabistan’ın boru hatlarına yapılan saldırılar nedeniyle hasar bedeli 200 ile 500 milyon dolar arasında olmuştur. Ayrıca Aramco tarafından yapılan tamir ve yedek parça harcamaları için ayrıca 300 ile 500 milyon dolarlık bir harcama gerekmiştir. İhracat gelirleri açısından günlük petrol üretimi 5,7 milyon varil sekteye uğramıştır. Bu rakam Suudi petrol üretiminin %50’sine, küresel petrol arzının %5’ine tekabül etmektedir. Günde kaybedilen para miktarı milyar dolar seviyesindedir. ABD’den savunma için alınan Patriot bataryaları 2 ila 3 milyar civarında bir harcama gerektirmiştir. Erken haber almaya yarayan radar sistemleri için yüz milyonlarca dolar harcanmıştır. Sigorta ve navlun primleri %15-30 oranında yükselmiştir.


Körfez İşbirliği ülkelerinin bu çatışmalar nedeniyle önemli turizm kayıpları olmuştur. Ortadoğu’ya gelen turist sayısında %40’lık bir düşme ve 23-38 milyonluk bir gelir azalması olmuştur. Bu durum 34-56 milyar dolar turizm harcaması kaybına neden olmuştur. Katar, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Bahreyn, Kuveyt’in genel olarak kaybı bu kadar olmuştur. Dubai ve Abu Dhabi’nin gelen turist sayısına ve hava yolu transitine bağlı olan ekonomileri nedeniyle kayıpları daha büyük olmuştur.


Suudi Arabistan’ın diğer bir harcama alanı ise petrol ekonomisinin dışına çıkarak akıllı ve yeni gelişen sürdürülebilir enerji kullanarak yeni şehirler yapılanmasıdır. Savaş nedeniyle ortaya çıkan finansal durumda Uluslararası Ticari Bankalar Konsorsiyumundan sendikasyon kredisi almak için görüşmeler yürütmektedir. Vizyon 2030 çerçevesindeki alt yapı projeleri için uluslararası piyasalardan 8 milyar dolarlık sendikasyon kredisi arayışındadır. Böylece Suudiler ticari borçlanmaya girmişlerdir.


Diğer Arap Ülkeleri


Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı’nın kapatılması nedeniyle Mısır’ın Süveyş Kanalı gelirleri, Birleşmiş Milletler UNCTAD raporlarına göre, aylık ortalama düşme 400-500 milyon dolar arasındadır; yıllık olarak 4,5 ila 5 milyar dolar arasında bir kaybı gözükmektedir. Kızıldeniz’den geçen konteyner trafiği %70-80 dolayında azalmıştır. Sigortalar ise %0,05-1 oranında artmıştır. Nakliye maliyetleri ise gemi başına 1 milyon dolar kadardır. Bu rakamlar Uluslararası Denizcilik Odası’nın verdiği rakamlardır. Ayrıca petrol fiyatlarındaki artış Mısır ekonomisine epeyi zarar vermeye devam etmektedir. Aynı durum Suriye için de mevcuttur. İç savaşın başından beri yaptırımlar, kontrol kaybı ve hava saldırıları nedeniyle petrol sektöründeki kayıpları 115-120 milyar dolar arasındadır. Suriye’de bir hiperenflasyon bulunmaktadır. Bunların yanında tarımsal alanların zarar görmesi nedeniyle Suriye buğday ve gıdada dışa bağımlı hâle gelmiştir.


Irak ekonomisinin temel kırılganlığı petrole aşırı biçimde bağlı olmasıdır. Irak GSMH’sinin %60’ı, ihracatının tamamı ve devlet gelirlerinin %90’ı petrolden gelmektedir. Irak petrolünün yaklaşık %70’ini Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirdiği için petrol ihracatının aksamasıyla bütçe krizi yaşamaktadır. IMF, Irak ekonomisinin 2026’da %6,8 küçüleceğini hesaplamıştır. Günde 4,3 milyon varil ihraç ederken savaş nedeniyle bu ihracat 1,4 milyon varile düşmüştür. Aylık petrol geliri 6,8 milyar dolardan Nisan ayında 1,1 milyar dolara gerilemiştir. Kamu maaşları ödenmesinde zorluklar vardır, enflasyon baskısı artmış, elektrik ve temel hizmetlerde sorunlar yaşanmaya başlamıştır. Haşdi Şabiler Irak devlet bütçesi üzerinde önemli bir yük oluşturmaktadır. Bunun yanında Haşdi Şabi’nin savaşı Irak’a taşıma riski bulunmaktadır. Bu nedenle güvenlik bütçesinin de artırılması gerekmiştir.


Uzun bir dönem Batı finansal ambargosu altında kalan İran’da, İran riyalinin değeri dolar karşısında 2 milyon riyale çıkmıştır. ABD’nin Hürmüz ve diğer alanlardaki limanlara ambargo uygulamadan önce denize gönderilen 90 milyon varil ekim ortalarında bitmiş olacaktır. Çin’den gelen ödemelerin Aralık ayına kadar devam edeceği bildirilmektedir. İran ekonomisi %5,4 civarında daralmış durumdadır, işsizlik ve elektrik kısıtlamalarına gidilmektedir. Barış olsa bile çoğu üretimi kapatmış olan petrol rafinelerinin tekrar açılıp çalışmaya başlamaları için belli bir süre gerekecektir. İran’da enflasyon %90’a çıkmış durumdadır. Ancak, Afganlar ve Husiler gibi her an çatışmaya girecek durumdadır.


Kafkas Ülkelerinin Ekonomik Durumu


Kafkas ülkelerinden Ermenistan ve Azerbaycan’ın İran’la sınırları olmasına karşın savaşın dışında kalmışlardır. Ülke ülke durumu ele alırsak önce Azerbaycan’dan başlamak gerekecektir.


Azerbaycan


Artan petrol gelirlerine rağmen Azerbaycan ekonomisinde yapılanma nedeniyle çok büyük bir ekonomik sıçrama olmamıştır. Öte yandan Avrupa için TANAP boru hattı üzerinden Avrupa’ya Hazar gazını göndermektedir. Azerbaycan’ın İran’a olan ihracatı oldukça düşük düzeydedir (20 milyon dolar), İran’la ticaretin durması sınır bölgelerindeki yerel ekonomileri olumsuz etkilemiştir. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti ile Azerbaycan anakarası arasındaki transit geçişlerin bir kısmı İran üzerinden sağlanmaktadır. Alternatif hatlar Gürcistan ve Türkiye üzerine kaydırılmıştır. Yükselen navlun/sigorta maliyetleri küresel ölçekte ithal enflasyonunu tetiklemiştir. Bu da iç piyasa fiyatlarına yansımıştır. Azerbaycan’da yıllık tüketici enflasyon baskısı %5-6 seviyesindedir. Bakü’nün merkezinde yer aldığı Orta Koridor üzerindeki yük trafiği ve stratejik primi artmıştır. Yeni gelişmeler nedeniyle elde edilen fazla gelir doğrudan bütçeye harcanmak yerine SOFAZ rezervlerine aktarılmaktadır. Türkiye ile olan ticaret hacmi 6 milyar dolar civarındadır ve bu rakamın 15 milyar dolara çıkarılmasına çalışılmaktadır. Karşılıklı yatırım 40 milyar dolar kadardır. STAR Rafinerisi, Petkim, TANAP bölge hattı için Türkiye 18-20 milyar dolar arasında değişen yatırım yapmıştır. Türk inşaat şirketlerinin ve alt yapı firmalarının harcamaları 20 milyar dolar civarındadır. Karabağ ve batı Zengezur bölgesinde yollar ve şehirler inşa edilmektedir. Ayrıca, Baykar, Usaş, Aselsan, Roketsan savunma şirketleri Azerbaycan’la birlikte çalışmalar yapmaktadırlar.


Gürcistan


İran-ABD savaşı Gürcistan ekonomisini yoğun etkilemektedir. Brent petrolün varilinin savaş süresince 100 doları aşması net bir enerji ithalatçısı olan Gürcistan’da yakıt fiyatlarını yukarı çekmiştir. Ülkede dizel fiyatları %59 miktarında yükselmiştir, bu artış tüketici fiyat endeksini ve gıda enflasyonunu ivmelemiştir. Turizm gelirleri ve hizmet sektöründe daralmaya neden olmuş ve Ortadoğu kaynaklı ziyaretçilerin kesilmesi sonucunu doğurmuştur. Tiflis ve Batum’da İran kökenli yatırımcıların gayrimenkul alımları ve doğrudan sermaye akışları kesilmiştir.


İran transit yolunun kapanması, Fars Körfezi’ne ve Orta Asya, Güney Asya pazarlarına açılan güney karayolu ve transit yolları savaş nedeniyle tamamen kullanılmaz olmuştur. Gürcistan tedarik yönünden ithalatta gıda ve sanayi tedarikini tamamen Türkiye’nin Sarp, Türkgözü ve Çıldır-Aktaş kapılarına kaydırmıştır. Kuzeyde Rusya-Ukrayna, güneyde İran-ABD savaşı nedeniyle hem güney hem kuzey koridorları tıkanmıştır. Tek güvenli güzergah Bakü-Kars ve TANAP yeni Hazar geçişi Doğu-Batı orta koridor olmuştur. Bu durumda transit geçişlerden para kazanmaktadır.


Ermenistan


İran-ABD savaşı, Ermenistan üzerinde ciddi baskı ve riskler oluşturmuştur. Ermenistan’ın bölgeye barış gelinceye kadar Türkiye ve Azerbaycan dışında dış dünyaya açılan iki ana koridordan biri İran, Meğri/Nurduz kapısı hattıdır. İran topraklarındaki güvenlik riski ekonomik yaptırımların ve çarpışmaların artması, Ermenistan’ın İran üzerinden gerçekleştirdiği ham madde, tüketim malı ve transit taşımacılık hacmini kısıtlamıştır. Ermenistan’ın İran üzerinden Hindistan ve Fars Körfezi’ne bağlanma stratejisi bölgesel istikrarsızlık nedeniyle zayıflamıştır.


Ermenistan ‘Gaz karşılığında elektrik’ anlaşması yürütmektedir. Enerji alt yapısı sarsıntılı bir döneme girmiştir. Artan enerji fiyatları ve gıda enflasyonu olduğu görülmektedir. Bölgedeki belirsizlik Kafkasya genelinde yabancı yatırımların duraksamasına neden olmuştur. Ermenistan Fransa’nın izlediği yaklaşımlar nedeniyle Avrupa Birliği’ne üye olmaya çalışmasına karşın Rusya’nın bu duruma olumsuz bakışı nedeniyle şimdilik kararsız bir durumdadır.


Görsel 2: Açık denizde bir ticaret gemisi
Görsel 2: Açık denizde bir ticaret gemisi

Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan Üçlü İşbirliği Mekanizması


Bu üç ülke arasında 2012 yılında dışişleri bakanları düzeyinde başlatılan görüşmeler 2012 Trabzon Bildirisi ile sonuçlanmış ve bölgesel istikrar, enerji güvenliği ve ulaştırma koridorlarının korunması ilke edinmiştir. Savunma alanında ise savunma bakanlarının 2014 yılından itibaren yaptıkları toplantılar düzenli bir duruma getirilmiştir. Her yıl “Ertuğrul Gazi veya Edebi Birlik” gibi ortak askeri tatbikatlar, boru hatları ve kritik alt yapının korunması için icra edilmiştir. Daha sonra 2014 Gence Bildirisi ve 2015 Kars Bildirisi ile savunma sanayi işbirliği, istihbarat paylaşımı ve hibrit tehditlere karşı ortak mücadele kararlılığı vurgulanmıştır. Rusya bu gelişmelerden rahatsız değildir.


Sonuç


Ortadoğu’nun istikrarsız durumu Amerika ve İsrail’in İran’ı tehdit olarak görmeye devam etmeleri sonucu Ortadoğu ülkeleri kadar Afrika, Avrupa, Asya ülkeleri ve hatta Çin üzerinde olumsuz finansal ve ekonomik etkiler yaratmaya devam etmektedir. Son günlerde patlayan Kuzey Yemen’deki Husilere karşı girişilen Güney Yemen-Suudi Arabistan savaşı nedeniyle şimdilik kısa bir durağanlığa girmiş olan bölge yeniden hareketlenmiştir. Husiler Suudilerin havaalanlarını, petrol istasyonlarını ve gaz ve petrol sevkiyat hatlarını füze ve dronlarla vurmuşlardır. Amerika yoğun desteğiyle Suudilerin arkasında dururken, Ortadoğu’da Batılıların ve İsrail’in dışında bir istikrar sağlamak üzere kurulmuş olan Türkiye-Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki savunma ittifakı bu olaylar sonucu askeri yapılanması güçlendirme çabalarına girişmiştir. Şimdilik, Güney Irak’taki Haşdi Şabilerin ve İran’ın herhangi bir harekete geçmediği gözlenmektedir. Bölge, İsrail ve 3 Kasım Amerika’da yapılacak olan her iki ülkenin devlet başkanlarının durumunu ilgilendiren seçimden sonra daha sakin veya bölgeyi daha çok dengesizleştirecek çatışmalara gebe olabilir.

 
 
 

Yorumlar


Siyasal İletişim ve Marka Akademisi

bottom of page