Ne Kaçırdık - 3 Mart 2026
- Siyasi Marka

- 2 gün önce
- 7 dakikada okunur

Savaşın Beşinci Günü: Savaş Zayiatında İlk Kimlikler Açıklandı, ABD Tanker Koruma Planı Devreye Giriyor
AP News'in 3 Mart canlı bloguna göre çatışma beşinci gününe genişleyerek girdi: Kuveyt'in Port Shuaiba limanındaki bir deniz üssüne yönelik İran insansız hava aracı saldırısında hayatını kaybeden dört ABD'li askerin kimlikleri açıklandı — Iowa'nın 103. Sürdürme Komutanlığı'na bağlı bu askerler arasında 20 yaşındaki Uzm. Declan Coady ile saldırıdan yalnızca günler önce eve dönecek olan Astsubay Uzmanı Nicole Amor bulunuyor. Toplam kayıp sayısı 6'ya ulaşmış durumda. ABD Merkez Komutanı Amiral Cooper ise 50.000 asker, 200 savaş uçağı ve iki uçak gemisiyle sürdürülen operasyonda yaklaşık 2.000 hedefin vurulduğunu açıklayarak "Daha yeni başladık" dedi. İran'ın misilleme kapasitesine ilişkin önemli bir gelişme olarak ABD Başkanı Trump, İran petrol tankerlerini korumak amacıyla Körfez'de deniz kuvvetleri konvoyları oluşturulacağını ve ABD'li bir kurum üzerinden "makul primlerle" siyasi risk sigortası sunulacağını duyurdu.
Sahada ise İsrail, İran'ın cumhurbaşkanlığı kompleksini ve yeni bir yüksek rütbeli lider seçmek üzere toplanması beklenen din adamlarının Kum'daki toplantı binasını vurduğunu açıkladı; uydu görüntüleri cumhurbaşkanlığı kompleksinin büyük bölümünün yıkıldığını teyit ediyor. Türk Dışişleri Bakanı Fidan, İran'ın arabulucu Körfez ülkelerini vurmasını "inanılmaz derecede yanlış bir strateji" olarak nitelendirerek sert bir dille eleştirdi. Fransa'nın Charles de Gaulle uçak gemisini Baltık Denizi'nden Akdeniz'e yönlendirmesi ve çeşitli Avrupalı ülkelerin bölgeden tahliye uçuşları başlatması Batılı ülkelerin operasyona dahliyet düzeyinin belirgin biçimde yükseldiğine işaret ediyor.
Nepal'de Z Kuşağı Siyaseti: Sokak Hareketi Sandığa Taşınıyor
Geçen Eylül'de başbakanlık istifasıyla sonuçlanan Gen Z protestolarının gölgesinde Nepal, 5 Mart'ta kritik bir parlamento seçimine gidiyor. Sosyal medya yasağının fitilini ateşlediği ve en az 77 kişinin hayatını kaybettiği bu ayaklanma, onlarca yıldır ülkeyi yöneten köklü partilere — KP Sharma Oli'nin CPN-UML'sine, eski Maoist Nepali Komünist Partisi'ne ve merkez Nepali Kongre'ye — olan derin kızgınlığın bir patlamasıydı. Seçmenin yüzde 30'u 40 yaş altından oluşurken her üç parti de manifestolarını "Z Kuşağı dostu" bir dille yeniden çerçeveledi; ancak hareketin öncü ismi 26 yaşındaki Rakshya Bam bu değişimi henüz yeterli bulmadığını açıkça ifade ediyor. Dikkat çekici bir gelişme olarak rapper ve eski Katmandu Belediye Başkanı Balen Shah, köklü ideolojileri olmadığı yönündeki eleştirilere karşın başbakanlık yarışında güçlü bir aday olarak öne çıkıyor.
Nepal'in 2008'den bu yana 14 hükümet ve 9 başbakan gördüğü karmaşık karma seçim sistemi, tek parti çoğunluğunu neredeyse imkânsız kılıyor; bu durum koalisyon istikrarsızlığı kaygısını seçmenlerin zihninde daima canlı tutuyor. Hareketin mimarları seçim politikasına tam olarak katılmak yerine parlamentonun dışından baskı uygulamayı tercih ettiğini vurgularken siyaset bilimciler köklü partilerin gerçek anlamda dönüşüm yaşayıp yaşamadığını ya da yalnızca kendilerini "yeniden paketleyip satışa sunduğunu" sorguluyor.
Meksika'nın En Güçlü Kartel Lideri "El Mencho" Altın Tabutla Toprağa Verildi
Meksika ordusunun geçen hafta düzenlediği operasyonda hayatını kaybeden Jalisco Yeni Nesil Kartel'in lideri Nemesio Oseguera Cervantes, takma adıyla "El Mencho", pazartesi günü Guadalajara'nın Zapopan ilçesindeki bir mezarlıkta görkemli bir cenaze töreniyle defnedildi. Altın renkli tabut, devasa çiçek çelenkler ve bando eşliğinde gerçekleşen törende onlarca kişi yürüyüş kortejine katılırken güvenlik endişesiyle yoğun askeri önlem alındı. AP'nin elde ettiği ölüm tutanağına göre Oseguera Cervantes, göğüs, karın ve bacaklarından aldığı kurşun yaraları sonucu yaşamını yitirdi. Liderinin ölümü, Meksika'nın 20'den fazla eyaletinde kartel kaynaklı şiddet dalgasını tetiklemişti.
Haber, Meksika'daki uyuşturucu baron geleneğine ilginç bir arka plan sunuyor: Lüks mezarlar, "narcokorido" türü ağıtlar ve cesedin ortadan kalkması ya da liderin "iki kez öldürülmesi" gibi efsaneleştirme pratikleri, bu ülkede uyuşturucu savaşının kültürel ve siyasi boyutunu gözler önüne seriyor.
Hindistan-Kanada İlişkilerinde Yeni Sayfa: Uranium Anlaşması ve 50 Milyar Dolarlık Ticaret Hedefi
Kanada Başbakanı Carney'nin Yeni Delhi'ye yaptığı dört günlük ziyarette iki ülke, yıl sonuna kadar kapsamlı bir serbest ticaret anlaşması imzalamayı hedeflediklerini duyurdu. Modi, mevcut 9 milyar dolarlık ikili ticaret hacminin 2030'a kadar 50 milyar dolara çıkarılmasını öngördüklerini belirtti. Ziyaretin en somut çıktısı, Kanada'nın Cameco şirketi aracılığıyla imzalanan 2,6 milyar dolarlık uranyum tedarik anlaşması oldu; iki ülke ayrıca küçük modüler nükleer reaktörler ve savunma sanayii alanında da iş birliği yapacak. İlişkilerin normalleşmesi, 2023'te Kanada'nın Sih ayrılıkçılara yönelik suikastlarda Hindistan'ı suçlamasıyla başlayan ve karşılıklı diplomat sınır dışı etmelere uzanan derin krizin ardından geldiği için ayrıca dikkat çekici.
Her iki ülkenin de Trump'ın gümrük politikaları nedeniyle ABD bağımlılığını azaltma arayışında olması bu yakınlaşmayı salt ikili bir mesele olmaktan çıkarıyor. Hindistan Ocak'ta AB ile serbest ticaret anlaşması imzalamış, ABD müzakerelerini ise belirsizlik gerekçesiyle askıya almıştı; Kanada da benzer bir çeşitlendirme politikası izliyor.
İspanya ABD'ye Üs Yasağı Koydu: "İran Operasyonuna Destek Vermeyeceğiz"
İspanya, Rota deniz üssü ve Morón hava üssünün ABD'nin İran operasyonu için kullanılmadığını ve kullandırılmayacağını açıkladı. Dışişleri Bakanı Albares, üslerin BM anlaşmalarıyla bağdaşmayan hiçbir amaçla kullanımına izin verilmeyeceğini belirtirken Başbakan Sanchez operasyonu "uluslararası hukukun dışında, tehlikeli ve haksız bir askeri müdahale" olarak nitelendirdi. Uçuş takip sitesi FlightRadar24 verilerine göre operasyonun başlamasından bu yana güney İspanya'daki üslerden ayrılan 15 ABD uçağından en az 7'si Almanya'daki Ramstein üssüne indi.
İspanya'nın tutumu Avrupa'da belirgin bir istisna oluşturuyor. İngiltere başlangıçta benzer bir çekimser tutum sergilemişti; ancak İran'ın Körfez'deki misilleme saldırılarının ardından Başbakan Starmer üslerin "kolektif meşru müdafaa" kapsamında kullanımına onay verdi. Fransa ve Almanya da aynı yönde adım atmaya hazırlandıklarını açıkladı.
ABD, Ruanda Ordusuna Yaptırım Uyguladı: Gerekçe Kongo'daki M23 İsyancılarına Verilen Destek
ABD Hazine Bakanlığı, Doğu Kongo'da toprak ele geçiren M23 isyancılarına "doğrudan operasyonel destek" sağladığı gerekçesiyle Ruanda ordusuna ve dört üst düzey komutanına yaptırım uyguladı. Ruanda'nın uzun süredir reddettiği bu iddiayı Hazine Bakanlığı, M23'ün ele geçirdiği toprakların Ruanda desteği olmadan mümkün olamayacağını belirterek doğrudan dile getirdi. Öte yandan yaptırımlar, Trump'ın Aralık ayında Ruanda ve Kongo liderlerini bir araya getirip imzalattığı barış anlaşmasından yalnızca günler sonra M23'ün kilit şehir Uvira'yı ele geçirmesinin üzerinden fazla zaman geçmeden geldi.
Ruanda hükümeti yaptırımların "haksız" olduğunu ve çatışmanın gerçekliğini çarpıttığını savunurken Kongo hükümeti kararı kendi toprak bütünlüğüne verilen destek olarak memnuniyetle karşıladı. Hazine Bakanlığı'nın M23'ün Burundi sınırı yakınındaki varlığının çatışmayı bölgesel bir savaşa dönüştürme riski taşıdığı uyarısı, krizin çok daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceğine işaret ediyor. BM verilerine göre bölgede 7 milyondan fazla kişi yerinden edilmiş durumda.
Macron Nükleer Silah Sayısını Artırıyor: Avrupa'ya "Gelişmiş Caydırıcılık" Teklifi
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Ile Longue nükleer denizaltı üssündeki konuşmasında Fransa'nın nükleer savaş başlığı sayısını artıracağını ve nükleer kapasiteli uçaklarını Almanya, İngiltere, Polonya, Hollanda, Belçika, Yunanistan, İsveç ve Danimarka dahil sekiz Avrupa ülkesinde geçici olarak konuşlandırabileceğini açıkladı. "Gelişmiş caydırıcılık" olarak adlandırdığı bu çerçeve, NATO'nun nükleer düzenlemelerinden bağımsız ama onları tamamlayan yapıda tasarlandı. Macron ayrıca Fransa'nın 1992'den bu yana şeffaflık ilkesi gereği kamuoyuyla paylaştığı nükleer silah stoğu rakamlarını bundan böyle açıklamayacağını da duyurdu.
Konuşma, Trump yönetimiyle yaşanan gerilimler, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı ve İran çatışmasının Avrupa sınırlarına yayılma riski nedeniyle derinleşen Avrupalı güvenlik kaygılarını yanıtlamak amacıyla planlanmıştı. Macron, Marine Le Pen'in olası cumhurbaşkanlığı zaferinin Avrupa iş birliğini zedeleyebileceğine dair endişelerin de gölgesinde konuştu; bu bağlam, adımın iç politikaya yönelik bir mesaj da taşıdığına işaret ediyor.
Pakistan'da İran Protestoları Kana Bulandı: 24 Ölü, Ordu Sokağa İndi
Pakistan'da Hamaney'in öldürülmesine öfkeyle tepki gösteren kalabalıkların ABD diplomatik temsilciliklerine ve BM ofislerine yönelik saldırıları 24 kişinin ölümüne yol açtı. En ağır şiddet, Karaçi'de ABD konsolosluğu önünde 10, Gilgit-Baltistan'ın kuzey bölgelerinde 12 kişinin hayatını kaybetmesiyle yaşandı; Gilgit, Skardu ve Shigar ilçelerinde üç günlük sokağa çıkma yasağı ilan edilerek ordu bölgeye sevk edildi. Binlerce gösterici Skardu'da BM'nin Keşmir'deki ateşkes gözlem grubunu (UNMOGIP) ve BM Kalkınma Programı ofisini tahrip ederken Gilgit'te bir karakol ateşe verildi.
Pakistan'ın Şii nüfusu yoğun kuzey bölgelerinde yoğunlaşan bu şiddet, İran-ABD-İsrail çatışmasının bölgesel yansımalarının ne denli derin olabileceğini gözler önüne seriyor. Yetkililer güvenliği sağladıklarını açıklasa da federal hükümet büyük çaplı gösterilerin sürmesi halinde durumun daha da kötüleşebileceği uyarısında bulundu.
Dördüncü Gün Özeti: ABD 2.000 Hedef Vurdu, Trump Tanker Konvoyunu Gündeme Getirdi
Guardian'ın kapanış özetine göre ABD Merkez Komutanı Amiral Cooper, İran operasyonunun ilk 24 saatinin 2003 Irak işgalinin "şok ve dehşet" kampanyasının neredeyse iki katı ölçeğinde gerçekleştiğini açıkladı; operasyon boyunca yaklaşık 2.000 hedef vuruldu, 17 İran gemisi batırıldı ve Körfez'de tek bir İran gemisi bile seyrüsefer edemez hale geldi. Trump ise Hürmüz Boğazı'nda ABD donanmasının tanker konvoyu oluşturabileceğini duyurarak DFC aracılığıyla deniz ticareti için siyasi risk sigortası sağlanacağını açıkladı. İran'ın Riyad'daki CIA istasyonunu da kapsayan ABD büyükelçiliğini vurduğu bildirilirken Tokyo ve Seul borsaları sert düşüşlerini sürdürdü. Körfez'de en az 30.000 kişi yerinden edildi.
Trump aynı zamanda operasyonun İsrail baskısıyla başlatıldığına dair iddiaları reddederek "Ben onların elini zorlamış olabilirim" dedi; bu açıklama, Rubio'nun "önleyici saldırı" itirafının ardından gelen iç politika baskısını yönetme çabası olarak okunuyor. Öte yandan Trump, Starmer'ı "Winston Churchill değil" diye nitelendirerek İngiltere'ye duyduğu rahatsızlığı dile getirirken İspanya'yla tüm ticari ilişkileri keseceğini açıkladı.
ABD 1.250 Hedef Vurdu, İran'da Ölü Sayısı 787'ye Ulaştı
ABD Merkez Komutanlığı, Devrim Muhafızları'nın komuta-kontrol tesislerini, hava savunma sistemlerini ve füze-insansız hava aracı mevzilerini tahrip ettiğini açıkladı; ancak bu iddiaların hiçbiri için somut kanıt sunmadı. İran Kızılay'ı ise 153 ilçede en az 787 kişinin hayatını kaybettiğini ve 1.039'dan fazla saldırının gerçekleştiğini bildirdi. İsrail'in Kum'daki Uzmanlar Meclisi binasını vurduğu bildirildi; bu kurum, yeni dini lider seçiminden sorumlu kilit siyasi-dini yapı olma özelliği taşıyor. BM'nin çocuk hakları temsilcileri ise okul ve hastanelere yönelik saldırıları kınadı; İran'ın Minab'daki kız ilkokuluna isabet ettiğini öne sürdüğü saldırıda en az 165 kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.
Kuveyt'in İran saldırısı sırasında üç ABD F-15E'yi yanlışlıkla düşürdüğü, tüm altı mürettebatın kurtarıldığı CENTCOM tarafından doğrulandı. Trump ise operasyonun öngörülen dört-beş haftalık sürenin ötesine geçebileceğini belirterek ABD'nin "çok daha uzun süre devam edebilecek kapasitede" olduğunu vurguladı.
ABD'li Ölü Sayısı 6'ya Yükseldi, Trump Kara Harekâtını Dışlamıyor
CBS News'in üçüncü gün canlı bloguna göre Kuveyt'teki taktik operasyon merkezine isabet eden İran insansız hava aracı saldırısında hayatını kaybeden ABD'li asker sayısı 6'ya çıktı; 18 asker ağır yaralı. Trump, New York Post'a verdiği röportajda kara harekâtını dışlamadığını açıklarken operasyonun "son en iyi fırsat" olduğunu ve dört ila beş haftadan "çok daha uzun sürebileceğini" söyledi. Öte yandan Fransa ve İtalya'nın savunma bakanları, saldırılar başlamadan Avrupalı müttefiklerin önceden bilgilendirilmediğini kamuoyuyla paylaştı; İtalya Savunma Bakanı Crosetto, "uçaklar havadayken bile kimse haberdar edilmemişti" dedi. Kuveyt'in üç ABD F-15'ini dostane ateş sonucu düşürdüğü CENTCOM tarafından doğrulandı; tüm mürettebat kurtarıldı.
İç siyasette Demokrat Senatör Warner, savaşın "seçimlik bir savaş" olduğunu ve ABD'ye yönelik herhangi bir acil tehdidin kanıtlanmadığını açıkladı. Cumhuriyetçi partide de Rand Paul ve Thomas Massie gibi isimler Kongre'nin onayını almadan yürütülen operasyonu eleştirdi. Piyasalarda ise Brent petrolü yüzde 10, Avrupa doğalgazı yüzde 25'ten fazla yükselirken Ras Tanura rafinerisinin kapanması ve Dubai Havalimanı'nın sınırlı da olsa yeniden açılması gündemin ekonomik boyutunu belirginleştirdi.
İran Savaşında Yapay Zeka: Anthropic'in Modeli ABD Hedef Seçiminde Kullanıldı
Guardian'ın haberine göre ABD ordusu, İran'a yönelik saldırılarda Anthropic'in yapay zeka modelini hedef belirleme sürecinde kullandı; operasyonun ilk 12 saatinde yaklaşık 900 hedef vuruldu. Uzmanlar, yapay zekanın "karar sürelerini sıkıştırdığını" ve insan-makine etkileşiminde "ölüm zincirini" kısalttığını vurguluyor. Bazı akademisyenler ise askeri ve hukuki uzmanların artık otomatik saldırı planlarını yalnızca onaylamakla yetineceğinden endişe ederken diğerleri bunun insanlı karar alma süreçlerini tamamen devre dışı bırakacağını öngörüyor.
Öte yandan İsrail'in İran savaşını öne sürerek Gazze'ye açılan tüm sınır kapılarını süresiz kapatması, 2 milyonluk nüfus için yeni bir açlık krizinin fitilini ateşliyor. World Central Kitchen'ın kurucusu José Andrés, "Bu hafta içinde yiyeceklerimiz bitecek" uyarısında bulunurken insani yardım kuruluşları savaşın başladığı gündeki stoklarının yalnızca birkaç günlük ihtiyacı karşıladığını bildiriyor.
İspanya-İsrail Gerilimi: "Sánchez Tarihin Yanlış Tarafında"
İspanya Başbakanı Sánchez'in ABD-İsrail operasyonunu "uluslararası hukukun dışında, haksız ve tehlikeli" ilan ederek ABD üslerini kapatması, İsrail Dışişleri Bakanı Sa'ar'ın sert tepkisini çekti. Sa'ar, "Önce Hamas Sánchez'e teşekkür etti, sonra Husiler, şimdi İran" diyerek İspanya'yı teröristlere zemin hazırlamakla suçlarken Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham da "Avrupa'nın ahlaki pusulasını kaybetmiş en zayıf liderliği" olarak nitelendirdi. Sánchez ise İran rejimine karşı olmakla askeri müdahaleyi desteklemek arasında ayrım yapılabileceğini vurgulayarak tutumunu sürdürüyor.
Bu tartışma, İspanya'nın NATO içinde giderek belirginleşen ayrışmasını somutlaştırıyor. İngiltere, Fransa ve Almanya'nın ABD operasyonuna destek vermeye hazırlandığı bir ortamda Sánchez'in direnci salt sembolik değil; Rota ve Morón üslerinden ayrıldığı doğrulanan 15 ABD uçağı bu tutumun pratik sonuçlarını gözler önüne seriyor.



Yorumlar